Fenerbahçe Beko-Zalgiris Kaunas

Fenerbahçe,Euroleague’in 15. haftasında evinde Zalgiris Kaunas’ı ağırladı. Fenerbahçe, fazlasıyla zorlandığı karşılaşmada Zalgiris’i, 80-78 mağlup etmeyi başardı. İlk yarıda 48 sayı yiyen Fenerbahçe Beko, ikinci yarıda tam tersi bir görüntü sergiledi ve maçı kazanmasını bildi. Yeni koçu Saras Jasikevicius ile Euroleague’de 2/2 toplamda 3/3 yaparak yoluna devam etti. Evinde 7/7 olan Fenerbahçe, Euroleague’de Real Madrid ile birlikte evinde yenilgi yüzü görmeyen iki takımdan biri olmayı başardı. Zalgiris için ise bu mağlubiyet oldukça kalp kırıcı oldu. Gelin bu mücadeleyi beraber inceleyelim.

Maça Austin Hollins ile etkili başlayan taraf Zalgiris’ti. Hollins’in yanına Birutis’in sırtı dönük oyunları ve Smits’in etkili oyununu ekleyen Zalgiris, ilk periyotta 26 sayı buldu. İkinci periyotta hücumunun yanına baskılı savunmayı da ekleyen Zalgiris, ilk yarıyı 37-48 önde kapattı. İlk yarıda Fenerbahçe savunması çok kolay çözüldü, bunun üstüne konuk ekibin yüksek üçlük yüzdesi de eklenince ilk yarı çift haneli farkla bitti. İkinci yarıda ise savunmasını sıkılaştıran bir Fenerbahçe karşıladı bizleri. Savunma direncinin artmasıyla beraber hücumda da biraz olsun hareketlenmeye başlayan Fenerbahçe Beko, son çeyreğe girilirken farkı 6 sayıya indirmeyi başardı. Son çeyrekte harika savunmasının yanına özellikle Motley,Wilbekin ve Dorsey’le bulduğu sayıları ekleyen Fenerbahçe, maçta öne geçti ve son 2 dakika öncesi farkı 7 sayıya çıkardı. Son 2 dakikada Zalgris’in bulduğu 2 üçlüğe engel olamayan Fenerbahçe’nin imdadına gecenin yıldızı Tyler Dorsey yetişti. İnanılmaz bir basket faul alan Dorsey, Fenerbahçe’yi ipten aldı. Son hücumu da savunmayı başaran Fenerbahçe Beko, zor da olsa iç saha yenilmezliğini sürdürmeyi başardı.

Fenerbahçe Beko için bu maçı gece ile gündüz olarak anlatabiliriz aslında. Takımın ilk yarıda göstermiş olduğu performans bu maçın karanlık kısmıydı. İkinci yarıda verilen efor ve bunun sonucunda gelen  geri dönüş ise aydınlık kısımdı. Zalgiris gibi hücum gücü nispeten düşük bir takımdan, ilk yarıda 48 sayı yedi Fenerbahçe. Bu savunma performansını uzunların çember savunmasındaki etkisizliğine ve kısaların ilk yarı özelinde kolay geçilir olmasına bağlayabiliriz. Benim burda özellikle dikkat çekmek istediğim nokta Fenerbahçe’nin uzun rotasyonu. Motley’nin olmadığı zamanlarda Papagiannis’in de birkaç haftadır sakat olmasıyla birlikte Sertaç’a çok iş düştü. Sertaç kendisine verilen bu şansı bence iyi değerlendiremedi. Monaco maçının belirli bir kısmı hariç Sertaç istenen katkıyı bir türlü veremedi. Bu maç özelinde bakarsak özellikle savunmada ve ribauntlarda çok eksi yazdı. Savunmada ayakları çok yavaşlamış ve sanki pozisyon bilgisini de kaybetmiş gibi oynadı Sertaç. Ayak yavaşlığı yine bir nebze ilerlemiş yaşına bağlanabilir belki ama özellikle ribauntlardaki etkisizliğine bir açıklama bulmak zor. Hücumda alan açması en büyük artısı olması beklenirken sezonun başından beridir dış atışlarda göstermiş olduğu istikrarsız performans o açıdan da kendisini verimsiz hale getiriyor. Hal böyle olunca da maç boyunca Motley uzun rotasyonunda vazgeçilmeyecek bir konuma geldi. Konsantre olduğunda maça muhteşem etki edilebilen bir oyuncu olan Motley, bu maça da müthiş bir etki yaptı. Pota altındaki rakip uzunlara üstünlük kuran Motley, ikinci yarıda çoğunlukla switch savunması kullanan takımına da bu anlamda büyük katkı sağladı. Hücum kısmında da pota altında çok etkili olan Motley, bu sene daha da geliştirdiği kısa devrilme sonrası verdiği paslarla da dikkat çekti. İkinci yarıda Fenerbahçe her ne kadar daha hareketli hücum etse de sonuca kısalarının bire birleriyle gitti. Tyler Dorsey çok fazla eleştiri aldığı bu dönemde sergilediği bu performansla koç değişiminin kendisine  iyi geldiğini gösterdi. İstikrarlı bir Dorsey’nin skor üretme anlamında Fenerbahçe’ye çok katkı verebileceği açık. Son olarak değinmemiz gereken bir başka isim de Scottie Wilbekin’di. Savunmada mükemmel bir şekilde topa baskı yapan Wilbekin, hücumda da attığı ekstra üçlüklerle Fenerbahçe’ye maçı getiren oyunculardan biri oldu. Saras takımın başına geçeli yalnızca 1 hafta oldu, koçun takıma etkisi her ne kadar ufak ufak belli olsa da takımın koça, koçun da takıma alışmasıyla Fenerbahçe Beko’nun sıralama olarak daha üstleri vaat ettiği kesin. 

Zalgiris açısından baktığımızda ise koç Kazys Maksvytis’in yaptığı önemli değişikliklerden biri, perde çıkışı oyunlarının önceki maçlara kıyasla çok daha fazla kullanılması oldu. Özellikle ilk yarıda birçok kez kullandıkları bu oyuna ek olarak sırtı dönük oyunları da verimli kullanarak 48 sayı atmayı başardılar. Keenan Evans’ın o kadar da etkili olmadığı ilk yarıda 48 sayı atmak koç Maksvytis’in bir şeyleri değiştirdiğini gösterdi bizlere. İkinci yarıda Fenerbahçe’nin neredeyse her perdeyi switchlemesiyle ve topa baskıyı arttırmasıyla, yüzdeleri çok düşen Zalgiris, çözümü Keenan Evans’ta buldu aslında. Keenan Evans’ın sayılarıyla maçı son topa kadar taşısalar da ikinci yarıdaki etkisiz performansları onların maçı kaybetmelerine neden oldu. Zalgiris’in göstermiş olduğu performans takdir edilesi fakat bence takımın kalite takviyesine ihtiyaç duyduğu da açıkça ortada. Roland Smits ve Keenan Evans çok kaliteli oyuncular olsalar da onların yanına o destekleyici oyuncuyu bulma konusunda oldukça sıkıntı yaşadılar sezounun bu bölümüne kadar. Edmund Sumner eklemesi dikkat çekici bir ekleme olsa da onun da Avrupa Basketboluna alışması zaman alacak gibi gözüküyor. Zalgiris’in önümüzdeki haftalarda da kötü gidişata dur diyememesi halinde muhtemelen tecrübeli koç Kazys Maksvytis’in görevine son verilecektir. Koçun görevde kalması için bu maçın ilk yarısındaki oyun akıcılığının sürmesi ve bunun sonuca yansıması fazlasıyla yeterli olacaktır.  


Yorumlar

Yorum bırakın