Euroleague’in 15.Haftasında Barcelona ile karşılaşan Alba Berlin büyük bir sürprize imza atarak Barcelona’yı devirmeyi başardı ve ligdeki 3. galibiyetini aldı. Rakiplerinden maç başına 86.5 sayı yiyen Alba, bu maçta ligdeki en iyi 5. hücum performansına sahip (84 sayı maç başına) Barcelona’yı yalnızca 70 sayıda tutmayı başardı. Kendisinden beklenmeyecek derecede sağlam bir savunma yapan Alba Berlin, hücum anlamında kendi ortalamalarının altında kaldığı bir günde Barcelona’yı yendi. Bu gerçekten sezon içerisinde akılda kalacak maçlardan biri oldu kesinlikle. Gelin bu maçı beraber inceleyelim;
Aslında maça hızlı başlayan taraf Barcelona’ydı, ilk çeyrekte bir ara 7-19 önde olan Barcelona için maçın başı itibariyle, maç rahat geçecek gibi gözüküyordu. İlk çeyreğin sonlarına doğru farkı eriten Alba için farkın açılmaması önemliydi. İlk çeyrekte, bulduğu ters eşleşmelere hücum edip Vesely’yi çok etkili kullandı Barcelona, topu oldukça hızlı çevirip boş şutlar buldular, ancak Alba’nın yaptığı top kayıpları da Barcelona’yı skor olarak öne çıkardı. İkinci çeyrekle beraber savunmada daha dengeli olmaya başladı Alba, Sterling Brown’un etkili oyunuyla oyunun içinde kalmayı da başardılar. İkinci yarının başında ise bambaşka bir Alba Berlin karşıladı bizleri, yaptıkları topa baskıyla Barcelona’yı oldukça zor duruma düşürdüler, etkili savunmalarının üstüne Matt Thomas’ın hücumda sorumluluk almasını da ekleyen Alba Berlin, skorda öne fırladı. Son çeyreğin başlamasıyla birlikte etkili oyununu sürdüren Alba farkı çift hanelere taşıdı. Son 5 dakikaya 13 sayı farkla önde giren Alba bu dakikadan sonra bir anda stop tuşuna bastı. Özellikle maçın son 4 dakikasında Vesely ve Laprovittola ile geri gelen Barça, maçı kazanma fırsatını yakaladı fakat Vesely’nin 0/2 atması ve benim anlamadığım bir şekilde devamlı 3 sayılık atış denemeleri maçı Alba’ya getirdi.
Bu maç özelinde baktığımız zaman Barcelona’nın beklendiği gibi rahat başladığını gördük ancak beklenmedik olan taraf Alba’nın gösterdiği dirençti. Aslında yetenekli bir takım olan Alba Berlin, yaşadığı istikrar sorunları ve kadrosunda bulunan oyuncuların Euroleague tecrübesi açısından eksik olması nedeniyle ligdeki en kötü takımlardan birisi olarak gözüküyor. Barcelona’ya karşı top kayıplarıyla başladıkları ve dağınık bir savunma görüntüsü verdikleri ilk çeyrekte de bu eksiklikleri kendini belli ediyordu. Ama ikinci çeyrekle beraber bize çok fazla göstermedikleri bir özelliklerini gösterdiler. Çok baskılı bir şekilde topa baskı yaptılar ve Barcelona gibi üst düzey bir hücum takımını 70 sayıda tutmayı başardılar. Bu savunma performansının başka bir etkileyici tarafı ise Barcelona’ya karşı pota altında ezilmemiş olmalarıydı. Özellikle Hernangomez karşısında durmayı başaran Thiemann’ın pota altı savunmasındaki etkisi mükemmele yakındı. Pota altında uzunluğuyla etki yaratması beklenen Koumadje’nin, erken faul problemine girmesi ve bu faullerin çoğunun basit fauller olması aslında Alba’yı zor duruma düşürebilirdi ama topa baskıyla beraber Barcelona’nın topu pota altına indirmesini çok zorlaştırdılar. Barcelona’nın kötü bir sınav verdiği maçı yine de kazanacak bir pozisyona getirmesi güzel ancak bu maçı yaptıkları yanlış tercihlerle verdiklerini söylemek lazım. Barcelona, kadrosu her ne kadar çok pahalı ve değerli bir kadro olsa da bence bu gibi maçlarda skoru tek başına taşıyabilecek oyuncu eksikliği çekiyorlar. Bakıldığında kadrosunda Laprovittola gibi değerli bir kısayı bulundursalar da ,bu gibi sıkışık maçlarda onun yanına eklenebilecek bir saf skorerin gerekli olduğunu düşünüyorum. Barcelona için bir yol kazası diyebiliriz ancak bu gibi yol kazalarının artmaması için daha konsantre ve daha planlı olmaları şart. Alba Berlin için ise muhtemelen bu sezon ligin diplerinde sonlanacaktır ancak bu galibiyet, onların potansiyelini bizlere gösterdi.


Yorum bırakın