Turkish Airlines Euroleague’in 16. haftasında temsilcimiz Fenerbahçe Beko deplasmanda Alba Berlin’i 82-91 mağlup etmeyi başardı. Bu sonuçla temsilcimiz Fenerbahçe Beko ligdeki 16. maçında dokuzuncu kez sahadan galibiyetle ayrıldı. Alba Berlin ise ligdeki 16. maçında 13.kez sahadan mağlup ayrıldı. Koç Sarunas Jasikevicius önderliğinde Euroleague’de 3/3 yapan Fenerbahçe Beko, deplasmanda ise ikinci galibiyetini elde etti. Alba Berlin ise ses getiren Barcelona galibiyetinden sonra, iyi mücadele etse de evinde beşinci mağlubiyetini almaktan kurtulamadı.
Maça etkili başlayan ev sahibi ekip oldu. Pota altında etkili olmaya çalışan Alba Berlin, Koumadje ve Wetzell ile sayılar buldu. Fenerbahçe Beko’dan cevap Sertaç ve Wilbekin ikilisiyle geldi. İlk çeyrekte temsilcimizi top kayıplarına zorlayan ev sahibi ekip, bir ara 21-13 önde olduğu çeyreği, 26-24 önde kapattı. İkinci çeyreğe şok bir ön alan baskısıyla başlayan Alba Berlin, 6-0’lık seriyle skoru 32-24’e taşıdı. İkinci çeyreğin ortalarından itibaren ise oyuna Calathes ve Papagiannis’in ağırlık koymasıyla skorda önce dengeyi yakalayan Fenerbahçe Beko,ardından devreyi önde kapatmayı başardı. İkinci yarıya Motley’le başlayan temsilcimizde, Motley’nin daha bir dakika geçmeden ikinci faulünü almasıyla oyuna giren Papagiannis’in etkili oyunu sürdü. Papagiannis’in şov yaptığı çeyreği, çift haneli farkla önde tamamlayan sarı lacivertliler, son çeyreğe 59-72’lik skorla oldukça avantajlı girdi. Son çeyreğe 7-0’lık seriyle etkili başlayan taraf Alba Berlin olurken, bu seriye karşılık günün sıcak oyuncularını tekrar oyuna alan koç Saras Jasikevicius, oyunu tekrardan lehine döndürmeyi başardı. Maçın sonlarına kadar Fenerbahçe’yi kovalamayı başarsa da geri dönmeyi başaramayan ev sahibi Alba Berlin, evinde beşinci yenilgisini almaktan kurtulamadı. Maçı 82-91 kazanan Fenerbahçe Beko ise ikinci deplasman galibiyetini elde etti.
Fenerbahçe Beko bu galibiyetle deplasmanlardaki kötü serisine son verdi. Koç değişiminden sonra toplamda dört maçta dört galibiyet alan Fenerbahçe’de, koç Saras’ın etkisi hissediliyor diyebiliriz. Mesela Motley’e bakacak olursak, Motley yine İtoudis dönemindeki gibi kolay faul yapmaya devam ediyor. Bu maçta dikkat edileceği üzere hem maçın başında hem de ikinci yarının başında faul alan Motley’i çok iyi korudu, koç Saras. Onu ikinci çeyreğin yarısı geçtikten sonra oyuna aldı ve hem maça soğuk kalmamasını sağladı, hem de onu faul probleminden korudu. Bu yönden çok iyi idare etti Motley’i. Motley de zaten bunun karşılığını sahadaki oyunuyla verdi. Uzun rotasyonunun diğer üyelerinden Papagiannis de müthiş bir performans koydu ortaya. Fenerbahçe Beko’nun geçtiğimiz senelerde Koumadje gibi fiziksel anomalilerle mücadele etme sorununa çözüm getirmesi beklenen Papagiannis, bu maçta attığı üçlüklerle ve savunmada kolay yenilmemesiyle Koumadje’ye karşı oldukça etkili bir çözüm oldu. Onun göstermiş olduğu bu şut performansı sayesinde alanı açabildi Fenerbahçe Beko, bu şut performansı üzerine pota altında da Koumadje’ye yenilmeyen Papa, maçı Fenerbahçe’ye getiren en önemli etkenlerden biri oldu kesinlikle. Papagiannis gibi alan açması beklenilen Sertaç Şanlı ise beni yine hayal kırıklığına uğrattı. Kısaların karşısında kalamamasını normal karşılıyorum fakat Wetzell gibi ortalama bir oyuncunun savunmasında bile bu kadar zorlanması ve üstüne altı dakikada üç faul alması anlaşılabilir gibi değil. Özellikle Calathes’in bu kadar iyi oynadığı bir günde Sertaç’ın hücum anlamında kullanılabileceği bir maçtı. Nitekim Calathes’in Papagiannis’i nasıl etkili kullandığını gördük. Tabii sadece Papgiannis’i değil bütün takımı muhteşem yönetti, Calathes. Bu gibi performanslarını izlediğimiz zaman onun bu takım için aslında ne kadar önemli olduğunu anlamış oluyoruz. Onunla beraber guard rotasyonunda maçı kapatan diğer oyuncu ise Scottie Wilbekin’di. Attığı kritik üçlüklerle takımını önde tutan Willbekin, maçı da 20 sayıyla tamamladı. Bunun yanı sıra altı asist de yaptı Wilbekin. Calathes ve Wilbekin’in 19 asist yaptığı maçta, Fenerbahçe’nin toplam asist sayısı ise 25. Burdan da anlaşılabileceği üzere bu iki oyuncunun maça ne denli ağırlık koyduğunu görebiliriz. Fenerbahçe Beko için belki çoğu insanın kötü olarak niteleyebileceği fakat bence oldukça değerli olan bir, Nigel Hayes performansı izledik. Rakibin en önemli oyuncusu, Johannes Thiemann’ı maçın hiçbir anında maça sokmayan Hayes, rakibini adeta kitledi. Rakibinin en etkili kullandığı silahı olan sol omuzu üzerinden dönüşleri, rakibine vermeyen Nigel, ThiemannIn pota altındaki etkinliğini de minimuma indirdi. Hücumda her ne kadar etkisiz gözükse de savunmadaki katkısı bu maçı Fenerbahçe’ye getiren kilit noktalardan biriydi.
Bu maç özelinde Fenerbahçe Beko her ne kadar çok iyi bir performans göstermiş olsa da takımdaki bazı negatif taraflardan da bahsetmek istiyorum. Bu negatif taraflardan biri Guduric’in performansıydı. Takımın başına Saras’ın gelmesiyle formunda artış beklediğim Guduric, diğer birçok oyuncuda görülen form artışını, tam anlamıyla gösterebilmiş değil. Maça hiç etki edemeyen Guduric, oyunda olduğu zaman Fenerbahçe’nin akıcı oyunu kayboldu ortadan. Aslında sorumluluk almaktan çekinmeyen bir oyuncu olan, hatta bazen oyunu çok zorlamasıyla eleştirilen Guduric, bu maçta yokları oynadı. Ben ilerleyen haftalarda her ne kadar form tutacağını düşünsem de bu maçtaki performansı ufak da olsa endişe verdi bana. Bu maç özelindeki bir diğer negatif taraf ise top kayıplarıydı. Maç başına 10,8 top kaybı yapan Fenerbahçe, bu maçta 16 top kaybı yaptı. Tabii bunun en önemli nedeni karşısındaki takımın top çalma konusunda lig birincisi olan Alba Berlin olmasıydı. Çok fazla top çalmaya yönelik, riskli bir savunma stratejisi uygulayan Alba Berlin’e karşı top kaybı sayısının yükselmesi normal gözükse de bazı top kayıplarının basitliği kötü gözüktü. Ancak koç Saras’ın topun değerini ligde en çok bilen koçlardan biri olduğunu düşünürsek ben bunun sürekliliği olan bir problem olacağını düşünmüyorum.
Alba Berlin takımı ise Barcelona galibiyetinden sonra bu maçta da etkili bir performans gösterdi. Fakat bu maçtaki savunma performansları ve takımın yıldızı, Johannes Thiemann’ın performansı onları kötü etkileyen faktörlerdi. Top çalma konusunda yine etkili bir maç çıkardılar ve tam 10 top çalmayı başardılar. Bunun yanı sıra yine yüksek bir set temposunda hücum ettiler ve 82 sayı attılar. Özellikle Wetzell ve Procida performansları Alba Berlin adına oldukça olumluydu. Procida gibi heyecan verici bir genç yeteneğe sahip olmaları, çok değerli. Onun sürükleyici bir oyuncuya dönüşebilmesi halinde takımın hem hücum hem savunma potansiyeli oldukça artacaktır. Evlerinde sürpriz yapma potansiyeli olan bir takım Alba Berlin, fakat kalite olarak Euroleague seviyesinin altında olduğu da bir gerçek. Sezonu son sıralarda tamamlamaları yüksek ihtimal gibi gözükse de biz basketbolseverlere keyifli karşılaşmalar izletmeye devam edecekleri de kesin.


Yorum bırakın