Süper Lig’de Dengeler Değişiyor Mu?

Süper Lig’de 2026-2027 sezonu, büyük transferlerle başladı. Son dört sezonun şampiyonu Galatasaray, bu sezona da iddialı transferlerle girdi ve kadrosunu önemli yıldızlarla güçlendirdi. Fenerbahçe ise şampiyonluk iddiası ile başladığı bu sezona kadrosunda önemli değişiklikler yaparak başladı. Şampiyonluk yarışında uzun yıllar sonra yeniden iddialı olacağı düşünülen Beşiktaş, kadrosunu çok kaliteli oyuncularla kuvvetlendirdi ve geçtiğimiz sezonlara göre oldukça güçlendi. Trabzonspor da son iki sezondur sürdürdüğü başarılı gençleştirme projesini, Salah transferiyle askıya aldı ve şampiyonluk yarışında ben de varım dedi.

Takımların yaptığı büyük transfer hamleleri, ligimizin kalitesini de belirgin şekilde artırdı. Son yıllarda Galatasaray ve Fenerbahçe arasında sıkışan şampiyonluk mücadelesi, bu sezon dört takım arasında geçecek gibi gözüküyor.

Ligimizin rekabet düzeyinin artması, izleyici sayısını yükselttiği gibi Avrupa arenasında da ülkemizin takımlarından beklentileri artırdı. Yıllar sonra Şampiyonlar Ligi’nde iki takımla temsil edilmemizin yanında, Beşiktaş ve Trabzonspor’un da bulunduğu liglerde favori takımlar içinde olması ülke puanı için biz futbolseverleri heyecanlandırıyor.

Takımların yaptığı hamlelerle beraber bulundukları her kulvarda iddialı olmaları kaçınılmaz duruma geldi. Takımlarımızın hamlelerini, kadro planlamalarını ve hedeflerinideğerlendirelim.

 

Galatasaray

Transferler: Rafael Leao, Aleksey Batrakov, Deniz Gül, Lesley Ugochukwu, El Chadaille Bitshiabu

Kadro Planlaması: Galatasaray, transfer sezonuna yavaş bir giriş yaptıktan sonra transferin son günlerinde üst üste önemli hamleler yaptı. Kadrosunu yoğun lig ve Şampiyonlar Ligi fikstürünü düşünerek oldukça alternatifli hale getirmeyi başardı.

Savunmada dört yıldır aynı stoper ikilisiyle devam eden Galatasaray, Abdülkerim Bardakçı’nın sezona yavaş girmesinin ardından U-23 kontenjanını kullanarak Bitshiabu eklemesini yaptı. Sol ayaklı olması sebebiyle direkt Abdülkerim’in alternatifi olması beklenen Fransız stoper, her ne kadar atletizm olarak daha önde gözükse de oyun kurulumu açısından Abdülkerim’in yerini tutmasını beklemiyorum. Beklere baktığımız zaman sol bekte, Jakobs ve Eren Elmalı ikilisi sağlam bir rotasyon oluşturuyor. Jakobs, sahip olduğu atletik özellikler sebebiyle Okan Buruk’un oyununa fazlasıyla uyan bir oyuncu. Ancak sık sakatlık yaşayan bir oyuncu olması, Eren’in rotasyondaki değerini artırıyor. Eren, Jakobs kadar atletik olmasa da hücum-savunma dengesini iyi ayarlayan gayet yeterli bir oyuncu. Sağ bek bölgesine geldiğimiz zaman, Sallai ve Singo ikilisi Galatasaray’ın sağ bek rotasyonunu oluşturan isimler. Singo hakkında aslında konuşacak fazla bir şey yok. Sağlıklı olduğunda Şampiyonlar Ligi seviyesinde bile fark yaratabilen bir oyuncu fakat sağlıklı olduğu gün sayısı bir hayli az olduğu için onu rotasyonda saymak neredeyse imkansız hale geliyor. Sallai ise tam tersine sahip olduğu devamlılık ile tam bir görev adamı. Sezon içerisinde neredeyse hiç maç kaçırmaması da önemli bir avantaj. Kendi mevkisinde yaptığı bindirmeler ve hücuma verdiği katkıyla fark yaratıyor.

Orta saha rotasyonunda Lemina’yı kadroda tutan Galatasaray, onun çok yönlülüğünden faydalanmaya devam edecek. Lemina’nın yanı sıra orta sahanın iskeletini Torreira ve Sara oluşturacak. Bu ikilinin geçtiğimiz iki sezonda yakaladığı uyum sarı-kırmızılıların oyun istikrarını devam ettirecektir. Transfer sezonunun başlarında kadroya katılan Ugochukwu ise rotasyona yapılmış bir hamle olsa da henüz Şampiyonlar Ligi seviyesinde beklentileri karşılayamayabilir. Fakat ligde süre alması halinde orta sahaya fiziksellik katarak Galatasaray’ın yüksek presli oyununa katkı sağlayacaktır. Bir başka yeni transfer Batrakov ise Galatasaray’ın direkt ilk on birine yaptığı bir takviye oldu. Sarı-kırmızılıların özellikle iç sahada oynadığı yüksek şiddetli pres oyununa uygun olması ve bunun yanı sıra oyuna kattığı yaratıcılık, Batrakov’u değerli kılan özelliklerin başında geliyor. Ceza sahasına yaptığı koşular ve bunun sonucunda skora katkı vaadi, Galatasaray’ın yaptığı bu takviyeyi anlamlı kılıyor. Fiziksel olarak Şampiyonlar Ligi maçlarında sahada kaybolmadığı sürece yapacağı çift yönlü katkı, onun değerine değer katacaktır.

Santrafor ve kanat rotasyonuna baktığımız zaman ben santrafor rotasyonunun sıkıntı yaratabileceğini fakat kanat rotasyonunun güçlü olduğunu düşünüyorum. Kanat rotasyonunda Leao eklemesi ile kalite çok yükseldi. Kafası sahada olduğu takdirde eşi benzeri olmayan bir fiziksel anomali Leao. Sane’nin performansı geçtiğimiz sezon sıkça dalgalansa da Sane’nin de kalitesi tartışılmaz. Bu oyuncuların alternatifi olarak Barış ve Yunus da rotasyonda var. Fiziksellik, bireysel yetenek ve skor katkısı açısından oldukça büyük beklenti yaratan bu kanat rotasyonu, Okan Buruk’un elinde büyük fark yaratacaktır.

Santraforda ise Osimhen’in varlığı Galatasaray’ı çok rahat davranmaya itti. Sahada olduğu sürelerde tartışmasız dünyanın en iyi santraforlarından biri. Sarı-kırmızılıların bütün oyun planı onun üzerinden şekilleniyor. Fakat sezon içinde sakatlık yaşayıp oynayamayacağı maçlarda, Galatasaray oyun gücünü fazlasıyla kaybetti geçen sezon. Bu nedenle Osimhen’e benzer profilde genç bir santrafor tercih edilmesinin, kalite düşse dahi Galatasaray’ın oyun şeklini korumasına yardımcı olacağını düşünüyorum. Deniz Gül, Türk oyuncu kontenjanına uygunluğu ve sahip olduğu potansiyel nedeniyle tercih edilebilir fakat henüz ham olduğunu unutmamak gerekiyor.

Galatasaray son dört senenin kadrosuna yaptığı önemli eklemelerle yine şampiyonluğun birinci adayı. Kadrosunda nicelik olarak eksik bölge bırakmadan alternatifli bir yapı oluşturdu. Okan Buruk’la geçtiğimiz dört sezonda yakalanan oyun ve kadro istikrarı, Galatasaray’ın rakiplerine göre sahip olduğu en büyük avantaj. Okan Buruk’un oyun sisteminin talep ettiği yüksek fiziksellik, yapılan yeni transferlerle bu sezon da korunmuş durumda. Kadroya eklenen oyunculara baktığımız zaman hepsi fiziksel oyuna uygun ve yüksek eforlu oyuncular. Leao her ne kadar yüksek efor tanımını karşılamasa bile o da sahip olduğu atletizm ile ön alanda Osimhen ile birlikte fark yaratacaktır. Galatasaray için sezon içinde çıkabilecek en büyük problem Osimhen’in yaşaması muhtemel sakatlıklar olacaktır. Osimhen’in arkasına yeterli bir santrafor alınmadığını düşündüğüm için Galatasaray, onun yokluğunda oyununda ciddi düşüşler yaşayacaktır. Toplam yetenek havuzu ve elde edilen oyun alışkanlığı, Galatasaray’ı yine şampiyonluğun en büyük adayı haline getiriyor.

Fenerbahçe

Transferler: Mason Greenwood, Vedat Muriqi, Nathan Ake, Romelu Lukaku, Kojo Oppong, İsmail Kartal

Kadro Planlaması: Fenerbahçe yeni sezona eski başkanı Aziz Yıldırım’ın geri dönüşü ile Haziran ayında start verdi. Aziz Yıldırım’ın gelişi ile birlikte Aykut Kocaman’ın takımın başına gelmesi beklenirken, sürpriz bir karar ile takımın başına İsmail Kartal getirildi.

Kaleci rotasyonuna baktığımız zaman, özellikle geçtiğimiz sezonun son bölümünde oldukça yetersiz performans gösteren Ederson, takımda kaldı. Ederson’un yedeği ise Mert Günok, üçüncü kaleci de Tarık Çetin oldu. Ederson’un sezon başındaki performansı üst seviyede, bunun yanında yedek kalecilerin de hem Türk olması hem de kendilerini hazır tutmaları, bence sağlam bir kaleci rotasyonu oluşturuyor.

Defans hattında ise Skriniar-Ake tandemi oluşturuldu. Ake eklemesi özellikle geriden oyun kurma konusunda Fenerbahçe’ye büyük artı katacaktır fakat açık alanları savunma konusunda bu tandemin sıkıntı yaşaması olası. Ake ve Skriniar’ın geçiş savunmasında ağır kalmaları, takımın boyunu uzatacaktır. Bu sebeple de Fenerbahçe, ön alan presi yaparken savunmasını gerektiği kadar öne çıkarma konusunda problem yaşayabilir. Nitekim beklerde de geçiş savunması konusunda nitelikli bir oyuncu bulunmaması, defans arkasına atılan toplarda sıkıntı yaşanma ihtimalini artırıyor. Semedo, yaşının da artmasıyla beraber atletizm olarak düşüş yaşayan bir oyuncu, bunun yanında zaten defansif anlamda da çok yetkin bir oyuncu değil. Archie Brown ise atletizm olarak üst seviyede bir oyuncu olsa da defansif pozisyon bilgisi, atletizmi kadar öne çıkmıyor. Bu yüzden Oppong hamlesi daha da önem kazanıyor. Oppong, sahip olduğu çabukluk ve hamle zamanlamasındaki yeteneği sayesinde Fenerbahçe’ye bu anlamda katkı sağlayabilir. Oppong dışında Fenerbahçe’nin stoper rotasyonunda Yiğit Efe dördüncü oyuncu olarak gözüküyor. Açıkçası bu kadar sakatlığa yatkın bir stoper ikilisi tercih edilmişken dördüncü stoperin Yiğit Efe olması, bence bu rotasyonun eksik bırakıldığını bize gösteriyor. Ben Yiğit Efe’nin Fenerbahçe seviyesinde bir stoper olmadığını düşünüyorum.

Orta saha rotasyonuna baktığımızda, sayısal olarak eksiklik görüyoruz. Kante, Guendouzi, İsmail Yüksek ve Asensio orta saha hattını oluşturuyor. Kante veya Guendouzi’yi bu yoğun fikstürde dinlendirmek neredeyse imkansız hale gelirken, Asensio’nun yedeğinin bile olmaması büyük bir planlama hatasını işaret ediyor. Sezon boyunca 35 yaşındaki Kante’ye bu kadar yük yüklemek de çok rasyonel bir düşünce değil. Asensio’nun sezon başında fiziksel olarak zorlandığı göz önündeyken, Talisca’yı gönderip yerine kimseyi almamak da tamamıyla akıl tutulması. Oyun sıkıştığında, skor bulmak gerektiğinde belki de ligimizde ilk akla gelen oyuncu olan Talisca’ya bence Fenerbahçe sezon içerisinde çok ihtiyaç duyacaktır.

Santrafor ve kanatlara bakarsak, özellikle Mason Greenwood transferi çok fark yaratacaktır. Hem gol hem asist sayılarında çift hane görmesi çok olası olan İngiliz futbolcu, birçok lig maçının da anahtarı olacaktır. İki ayağını da aynı seviyede iyi kullanabilmesi onun tahmin edilemezliğini artırıyor. Rakip savunmaları bu sayede kolaylıkla avlayabilen Greenwood, Fenerbahçe’nin skor kapasitesini artıracak bir hamle. Bu transferin yanında santrafora Vedat hamlesi de benim beğendiğim bir transfer. Neredeyse her oyun tarzına yatkın olması onu öne çıkartıyor. Sırtı dönük top alması, aldığı topları servis yapabilmesi ve fena olmayan bitiricilik yeteneği Vedat’ı faydalı hale getiriyor. Vedat’ın yanına yapılan Lukaku eklemesi ise bence yetersiz bir ekleme oldu. Lukaku’nun geçmişine bakınca tabii ki müthiş bir oyuncu ve ligimiz için hile denecek bir oyun tarzına sahip. Ancak yaşadığı sakatlıklar sonucu bulunduğu fiziksel seviye çok yetersiz gözüküyor. Halen sırtını rakibe dayayarak top alabiliyor fakat gerek dönüş hızı gerekse de vuruşu yapma hızı çok düşük. Hareket ederken zorlandığı hissediliyor. Fiziksel olarak düzeldiği takdirde mutlaka pozitif etki edecektir ancak şu anki seviyesi bana yetersiz gözüktü. Son olarak sol kanat rotasyonu konusunda da ben Fenerbahçe’nin yetersiz kaldığını düşünüyorum. Kerem’in geldiği durum düşündürücü, sürekli top kaybı yapması ve toplu oyunda katkısının artık negatife dönmesi onun değerini düşürmüş durumda. Kerem’in haricinde o bölgede Nene ve Oğuz Aydın ihtimalleri de var. Oğuz sezona iyi başladı ancak istikrar problemleri yaşaması sürpriz olmaz. Nene ise açık alanda etkili olsa da oyun bilgisinin zayıf olması ve dar alanda fark yaratamaması onu geriye atıyor.

Fenerbahçe’nin rotasyon anlamında eksik kaldığı ve bazı bölgelerde kalite olarak geride olduğunu düşünüyorum. Bu kadronun ilk on bir seviyesi yeterli gözükse de yoğun fikstürde sakatlık problemleri yaşanması ciddi risk oluşturacaktır. Bunun yanında bu kadronun İsmail Kartal’ın oyun stiline uyumu konusunda da soru işaretleri bulunuyor. İsmail Kartal’ın planladığı yüksek şiddetli ön alan presine uygun seri bir defans hattına sahip olunmadığını düşünüyorum. Takımın boyu kısaldığı zaman defans arkasına atılan toplar problem çıkarabilir. Bunun sonucunda stoperlerin kendilerini geri atması ise takımın boyunu uzatacaktır. Nitekim bu da pres kalitesini düşürür. Topa sahip olma oyunu hedeflendiğinde ise her ne kadar Ake’nin varlığı değerli olsa da orta sahadaki oyun kurucu eksikliği, Asensio’nun geriye gelip oyun kurmasını gerektirebilir. Bu da takım geometrisinde çözülmesi gereken yeni problemler ortaya çıkarabilir. Beklerin oyun kurulumuna vereceği katkının sınırlı kalması da Fenerbahçe’nin özellikle yerleşik savunmalara karşı hücum organizasyonlarında problem yaşamasına neden olabilir.

Beşiktaş

Transferler: Vincenzo Italiano, Alexander Nübel, Doğan Alemdar, Kassoum Ouattara, Ümit Akdağ, Salih Özcan, Fabio Miretti, İlhan Fakılı, Ernest Poku, Leandro Trossard, Dusan Vlahovic

Kadro Planlaması: Beşiktaş, geçtiğimiz sezonlarda yaşadığı istikrarsızlığın ardından bu sezona öncelikle futbol aklını değiştirerek başladı. Futbol direktörlüğü görevine Önder Özen’i getirerek sezona başlayan Beşiktaş, Önder hocanın kararı neticesinde Vincenzo Italiano ile anlaşmaya vardı. Italiano’nun gelişi ile birlikte İtalyan hocanın oyununa yönelik transferler yapan Beşiktaş, kadroyu da bu doğrultuda geçtiğimiz sezonlara kıyasla oldukça kaliteli bir hale getirdi. Italiano’nun topa sahip olmak isteyen, rakip yarı sahaya yerleşen ve top kaybının ardından agresif şekilde geri kazanmayı hedefleyen oyun anlayışı düşünüldüğünde, Beşiktaş’ın yaptığı transferleri yalnızca bireysel kalite üzerinden değil, bu sisteme uygunlukları üzerinden değerlendirmek gerekiyor.

Kaleci transferinden değerlendirmeye başlarsak, siyah-beyazlılar geçtiğimiz sezon en çok problem yaşadığı bölgeyi Alman kaleci Nübel ile çözdü. Nübel, hem yaptığı kurtarışlar hem de oyuna katkıda bulunabilmesinden dolayı Beşiktaş’a seviye atlatacak bir kaleci. Geriden oyun kurulurken pas opsiyonu olabilmesi ve zaman zaman takımını baskıdan çıkarabilecek ayak kalitesine sahip olması, İtalyan hocanın oyununda önemli yer tutuyor. Nübel’in arkasına yapılan Doğan Alemdar transferi de Türk olması sebebiyle anlaşılabilir bir hamle. Ben çok fazla görev alabileceğini düşünmesem de kupa maçlarında Nübel’i dinlendirecektir.

Savunma hattında ise Beşiktaş, Outtara dışında herhangi bir hamle yapmadı. Stoper rotasyonunda sezon başı itibarıyla Djalo, Emirhan ve Agbadou gayet yeterli görünse de ben ilerleyen haftalarda burada bir problem olabileceğini düşünüyorum. Djalo’nun sakatlığa açık bir oyuncu olması sebebiyle bende soru işareti yaratıyor. Emirhan’ı beğensem de oyun içinde istikrarsızlaşabildiğini düşünüyorum. Anlık konsantrasyon kaybı yaşaması sebebiyle bazı maçlarda hataya açık bir oyuncu haline geliyor. Agbadou ise sahip olduğu atletizm sayesinde Italiano’nun önde kurduğu savunma hattına uyumlu bir profil olsa da yaptığı bireysel hatalar soru işareti yaratıyor. Beklerde ise İtalyan hocanın bekleri kullanış şekli özellikle Rıdvan ve Murillo’nun performanslarını öne çıkarıyor. Beklerinden oyuna genişlik katmasını talep eden Italiano, Rıdvan ve Murillo’yu hücumda çok aktif kullanıyor. Gerek hücumlara genişlik katmaları gerekse iç koridor koşuları, hücumda çeşitliliği artırıyor.

Orta saha hattında ise Salih Özcan transferi bence Beşiktaş için kader değiştirici nitelikte oldu. Salih’in gelişi ile Orkun’a düşen defansif yük azaldı ve Orkun hücumu yönlendirmede daha aktif bir rol almaya başladı. Italiano’nun top kaybından sonra anında pres oyununa da oldukça uyumlu olan Salih, geçiş savunmasında da kestiği ataklarla fark yaratıyor. Orkun’un biraz daha serbestleşmesi ile Beşiktaş’ın oyun kurulumunda ve hat kırmada etkili olduğunu görmemiz mümkün. Orkun’un serbestleşmesinde Salih’in rolünün yanında Olaitan’ın da sezona muhteşem başlaması çok belirleyici oldu. Yapılan preste sergilediği yüksek eforun yanına dripling becerisini de eklemesi, aniden kapılan toplarda Beşiktaş’ın daha hızlı alan kat etmesini sağlıyor. Olaitan’ın asıl gelişimi ise sezon başı itibarıyla kaleye yakın oynayabilmesi ve skora katkı verebilmesi oldu. Orkun’un bu iki orta sahanın yanında oynaması onun oyun kuruculuk yeteneklerini maksimum kapasitede kullanmasının yolunu açıyor. Miretti transferi de önemli olsa da Olaitan-Salih-Orkun üçlüsü üst düzey bir uyum yakalamışken, Miretti’nin formayı alması zaman alabilir.

Beşiktaş’ın forvet hattına geldiğimizde ise büyük bir kalite artışı olduğunu görüyoruz. Trossard ve Vlahovic gibi iki üst düzey oyuncunun eklenmesi, siyah-beyazlıların hücum potansiyelini ciddi şekilde artırdı. Trossard’ın sahip olduğu oyun aklı ve skor üretme potansiyeli, Beşiktaş’ın yerleşik savunmaları açması gereken maçlarda çok işine yarayacaktır. Trossard’ın iç koridoru kullandığı anlarda beklerin de hücuma katılması, Italiano’nun hareketli hücum yapısında çok değerli olacaktır. Vlahovic’in varlığı da Trossard ve Poku’ya fazlasıyla alan sağlayacaktır. Vlahovic, çok iyi bir bitirici olmasının yanında, rakip stoperlerle boğuşmayı seven yapısı sebebiyle rakip savunmaların dikkatini üzerinde toplayacaktır. Bununla birlikte açılan alanlara atılacak koşularla Beşiktaş’ın pozisyon bulma ihtimali de artacaktır. Poku eklemesi de aslında bu boş alanlar üzerinden değerli olabilir. Poku, sahip olduğu hız ve dripling becerisi ile öne çıkan bir oyuncu. Boş alan bulduğunda veya rakipleri birebirde yakaladığında pozisyonları lehine sonuçlandırabilecek bir yetenek olması, onun da Beşiktaş için doğru bir profil olduğunu gösteriyor. Poku’nun soru işareti yaratan tarafı ise bitiricilik ve son karar konusunda yaşadığı problemler. Yakalayacağı boş alanları değerlendirip skora katkı vermeye başladığı takdirde, özgüven kazanıp bu problemlerini aşabileceğini düşünüyorum.

Beşiktaş’ın göstermiş olduğu kadro gelişimi çok önemli olsa da bence asıl önemli olan Vincenzo Italiano ile siyah-beyazlıların bir oyun kimliği kazanması. Geçtiğimiz senelerde sahada kimliğini kaybeden ve tanımlanabilir bir oyunu olmayan Beşiktaş takımlarına şahit oluyorduk. Fakat bu sezon başlangıcı ile birlikte sahada ne yaptığı belli olan ve oyun planı olan bir Beşiktaş izliyoruz. Italiano’nun talep ettiği şiddetli pres, siyah-beyazlıların topu kısa sürede geri kazanmasını sağlıyor. Topu kazandıktan sonra ise atakları sonlandırma hızı aslında Beşiktaş için ilginç olan nokta. Çünkü Beşiktaş topu hemen geri kazandıktan sonra top hakimiyetini kaybetmeyen bir takım. Bu sebeple de aslında Beşiktaş’ın savunma planı topa sahip olmak diyebiliriz. Tabii ki bu oyunun da riskleri var. Rakip yarı sahaya kadar çıkan stoperlerin arkalarında bıraktığı büyük alanlar, beklerin sürekli hücumu düşünen yapısı nedeniyle arkalarında bıraktığı boşluklar, rakiplere fırsat verecektir. Bununla birlikte sorgulanacak diğer bir nokta bu fizikselliğin sezon içerisinde sekteye uğrama ihtimali. Ben Beşiktaş’ın şu anki takım yapısını Jorge Jesus’un Fenerbahçe’sine benzetiyorum. Oyuna yaklaşım olarak benzerlikler olduğunu düşünüyorum. Arada tabii ki kalite farkı var ancak oyun tipi ve futbol felsefesi arasında yakınlıklar bulunuyor.

Beşiktaş’ın kurduğu yapının Süper Lig’de dengeleri değiştirebilecek seviyede olduğunu düşünüyorum. Galatasaray’ın hâlen gerisinde olsa da Fenerbahçe’nin önüne geçebilecek bir potansiyele sahip. Özellikle oyun istikrarı korunduğu takdirde, bu sene şampiyonluk yarışının Beşiktaş-Galatasaray arasında geçmesini bekliyorum. Fenerbahçe’nin kadrosu çok kaliteli olsa da gerek eksik kalan bölgeler gerekse de sahada ortaya konulan oyun onları daha geride görmemin sebepleri. Beşiktaş bu sezon ortaya koyduğu akıl ve izlediği yol ile şampiyonluk yarışında son haftalara kadar bulunacaktır diye düşünüyorum.

Trabzonspor

Transferler: Mohamed Salah, Ernest Muçi, Franculino, Aral Şimşir, Noah Saviolo, Sidny Cabral, Rene Mitongo, Cenk Özkaçar, Melih Kabasakal, Fabinho, Ruslan Malinovskyi, Samet Akaydin, Metehan Mimaroğlu.

Kadro Planlaması: Trabzonspor, geçtiğimiz iki sezonda genç oyuncular üzerinden ilerlettiği kadro yapılanmasından sonra bu sezon biraz daha farklı bir yol tercih etti. Özellikle Mohamed Salah ve Fabinho gibi tecrübeli oyuncuların kadroya katılması, bordo-mavililerin artık yalnızca geleceğe yatırım yapmak yerine kısa vadede şampiyonluk yarışının içerisinde olmak istediğini gösteriyor. Yapılan transferlerle kadronun kalite seviyesi ciddi şekilde yükselse de bu kadar fazla oyuncunun değiştiği bir takımda oyun istikrarının ne kadar hızlı sağlanacağı bence Trabzonspor için sezonun önemli soru işaretlerinden biri.

Savunma hattına baktığımız zaman Trabzonspor’un en büyük soru işaretlerinden birinin burada olduğunu düşünüyorum. Orta saha ve hücum hattına yapılan önemli yatırımlara rağmen savunmadaki kalite, takımın diğer bölgeleriyle aynı seviyede gözükmüyor. Her ne kadar Batagov ve Nwaiwu gibi yetenekli stoperlere sahip olunsa da rotasyon kalitesi sorun yaratabilir. Cenk Özkacar ve Samet Akaydın eklemeleri rotasyonu genişletse de özellikle as stoperlerin dinlendirildiği veya sakatlandıkları maçlarda takımın oynamak istediği baskılı oyunu aşağıya çekebilir. Ön tarafta Salah gibi savunma katkısı sınırlı kalabilecek bir oyuncunun bulunması da özellikle sağ bek ve sağ stoper tarafına daha fazla sorumluluk yükleyebilir. Trabzonspor’un hücumdaki kalitesini sahaya tam olarak yansıtabilmesi için öncelikle geride bu dengeyi sağlaması gerektiğini düşünüyorum.

Orta saha rotasyonuna baktığımız zaman ise Fabinho transferini çok değerli buluyorum. Kariyeri boyunca sahip olduğu pozisyon bilgisi ve oyun aklıyla öne çıkan Fabinho, Trabzonspor’un hem oyun kurulumunda hem de geçiş savunmasında ihtiyaç duyduğu dengeyi sağlayabilir. Salah’ın hücumda daha özgür kullanılabilmesi için arkasında kurulacak yapının sağlam olması gerekiyor ve Fabinho bu anlamda takımın en önemli oyuncularından biri olacaktır. Muçi ve Malinovskyi gibi oyuncuların varlığı da Trabzonspor’a topa sahip olduğu anlarda farklı çözümler sunacaktır. Özellikle yerleşik savunmalara karşı orta sahadan gelecek yaratıcılık, Salah’ın üzerindeki hücum yükünü de azaltabilir. Fakat burada Fabinho’nun fiziksel seviyesinin sezon boyunca ne durumda olacağı önemli. Yoğun fikstürde orta sahanın savunma yükünün büyük bölümünün 32 yaşındaki Fabinho’nun üzerine kalması bence Trabzonspor için risk oluşturabilir.

Hücum hattına geldiğimiz zaman ise doğal olarak bütün değerlendirmeyi değiştiren oyuncu Mohamed Salah. Salah’ın Süper Lig seviyesinde yaratacağı kalite farkını çok fazla tartışmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Hâlâ skor üretme konusunda üst düzey bir oyuncu olması, Trabzonspor’a özellikle dengede giden maçlarda büyük bir bireysel çözüm gücü katacaktır. Sağ kanattan içeri kat ederek kaleye yaklaşması, rakip savunmanın dikkatini sürekli o bölgeye çekmesine neden olacaktır. Salah’ın rakip savunmanın dikkatini üzerine çekmesi, diğer hücum oyuncularına da fazlasıyla alan sağlayacaktır. Rakip sol bekin Salah sebebiyle daha geride kalması ve stoperlerden birinin sürekli o tarafa yardım etmek zorunda olması, Trabzonspor’un sahanın diğer bölgelerinde boşluk yakalamasını kolaylaştırabilir.

Franculino transferini de bu sebeple değerli buluyorum. Salah’ın rakip savunmanın dikkatini üzerine topladığı anlarda santraforun ceza sahası içerisindeki hareketliliği çok daha önemli hale gelecektir. Franculino’nun sahip olduğu fiziksel özellikler ve ceza sahasına yaptığı koşular, Salah’ın yaratacağı alanları değerlendirmek için kullanılabilir. Aral Şimşir’in varlığı da hücum hattına farklı bir profil ekliyor. Trabzonspor’un sürekli Salah’ın bulunduğu taraf üzerinden hücum etmek yerine hücum genişliğini iki kanada dağıtabilmesi, rakiplerin savunma planını zorlaştıracaktır. Ancak bu kadar fazla hücum kalitesine rağmen takımın Salah’a fazla bağımlı hale gelme ihtimalini de önemli bir risk olarak görüyorum. Salah’ın olmadığı veya rakip tarafından etkisiz hale getirildiği maçlarda Trabzonspor’un aynı seviyede skor üretip üretemeyeceği önemli olacaktır.

Trabzonspor’un bu sezon yaptığı kadro planlamasında beni en fazla düşündüren nokta ise kulübün son iki sezonda izlediği yoldan oldukça keskin bir şekilde ayrılması. Genç oyuncular üzerinden değer yaratmaya çalışan bir yapıdan Salah ve Fabinho gibi kariyerlerinin son bölümüne yaklaşan yıldızların bulunduğu bir yapıya geçildi. Salah transferinin sportif açıdan sağlayacağı katkıyı tartışmak anlamsız fakat bu transfer Trabzonspor’un hedeflerini de tamamen değiştirdi. Böyle bir oyuncuyu kadronuza kattığınız andan itibaren artık yalnızca iyi futbol oynamak veya genç oyuncu geliştirmek yeterli olmaz. Bu kadar büyük hamleler yapıldıktan sonra Trabzonspor’un kısa vadede başarı kazanması gerektiğini düşünüyorum.

Trabzonspor kurduğu kaliteli kadroya ragmen bence rakiplerinin halen gerisinde yer alıyor. Özellikle Galatasaray ve Beşiktaş’ın kadro kalitelerine ek olarak sergiledikleri oyun bu iki takımı öne çıkarıyor. Fenerbahçe’nin de sahip olduğu ilk on bir kalitesi ile Trabzonspor’un önünde yer aldığını düşünüyorum. Bordo-mavililerin şampiyonluk yarışında geride olduğunu düşünsem de sezon içinde yaşanacak gelişmelere ve kazanılacak oyun alışkanlıklarına göre tabii ki bu sıralama değişebilir.


Yorumlar

Yorum bırakın