Sezonun ilk bölümünde bazı oyuncular performanslarıyla beklentilerin üzerine çıkarken, bazı isimler ise şu ana kadar beklenen performansı gösteremedi. Bu yazıda oyuncuların gerçek piyasa değerini değil, sezonun bu bölümündeki form durumlarını değerlendiriyorum. Türk borsasındaki günlük fiyat marjından esinlenerek her oyuncuya en fazla +%10 ile -%10 arasında bir oran verdim. Yüzdeler transfer değerini değil, oyuncuların şu ana kadarki performansını ve haklarındaki algının ne kadar yükseldiğini ya da düştüğünü gösteriyor.

Arda Güler
Arda Güler bu sezon daha düzenli süre almaya başladı. La Liga’da 8 maçta 426 dakika süre aldı, 1 gol ve 2 asist üretti. Ancak bence Arda’nın performansını en iyi anlatan istatistik gol ve asistten çok kilit pas sayısı. 28 kilit pasla Real Madrid’in bu alanda açık ara lideri olması, hücumdaki rolünün ne kadar büyüdüğünü gösteriyor.
Arda’nın en güçlü tarafı son pas kalitesi, oyun kuruculuğu ve hatlar arasında rahatlıkla çözüm üretebilmesi. Bu sezon sadece son bölgede topla oynayan bir oyuncudan çok, Real Madrid’in en önemli oyun kurucularından biri olmuş durumda. Real Madrid geriden oyun kurarken de sorumluluk alan Arda, rakip ceza sahası çevresinde takım arkadaşlarına pozisyon hazırlamaya devam ediyor. Arda’nın gösterdiği yaratıcılığın takımdaki rolünü artırdığını söyleyebiliriz.
Artan rolü Arda’nın sürelerini artırsa da hâlâ vazgeçilmez olduğunu söyleyemeyiz. Mourinho’nun ona çok yüksek dakikalar vermemesi ve genellikle 60-70. dakikalarda oyundan alması, henüz takımın vazgeçilmez oyuncularından biri olmadığını gösteriyor. Zaman zaman fiziksel olarak zorlandığı maçların olması da Arda’nın hâlâ geliştirmesi gereken noktalar olduğunu gösteriyor. Bu yüzden performansındaki yükselişi olumlu bulsam da %4 yükseliş şu an için daha doğru geliyor. Daha fazla süre alıp verimliliğini bu seviyede tutarsa borsada çok daha hızlı yükselebilir.

Ederson
Ederson geçtiğimiz sezonu oldukça kötü kapatmıştı ancak bu sezon çok farklı bir görüntü veriyor. Ligde oynadığı 6 maçın 4’ünde kalesini gole kapatması da bunu gösteren en net istatistiklerden biri. Zaten ayak kalitesi ve geriden oyun kurulumuna yaptığı katkıyla öne çıkan bir kaleci olan Ederson, bu sezon kurtarışlarıyla da sonuca daha fazla etki etmeye başladı.
Fenerbahçe’nin geriden oyun kurarken Ederson’u aktif şekilde kullanabilmesi takım için önemli bir avantaj. Baskı altında doğru pası bulabilmesi ve uzun toplarla oyunun yönünü değiştirebilmesi zaten onun en güçlü taraflarından biriydi. Bu sezon buna kurtarış performansının da eklenmesi, Ederson’un takım üzerindeki etkisini ciddi şekilde artırdı. Özellikle geçtiğimiz sezonun son bölümündeki performansıyla karşılaştırıldığında aradaki fark oldukça belirgin.
Taraftarla arasındaki ilişkinin de daha iyi bir noktaya gelmesi Ederson’un sahadaki görüntüsüne olumlu yansımış gibi duruyor. Şu anda ligde en fazla maçta kalesini gole kapatan kaleci olması da sezonun ilk bölümündeki performansını destekliyor. Geçen sezonun sonuyla bu sezonun başlangıcı arasındaki farkı düşündüğümde, Ederson için %6 yükseliş bence oldukça uygun.

Leroy Sane
Leroy Sané geçen sezon büyük beklentilerle transfer edildi ancak bu beklentileri tam anlamıyla karşılayabildiğini söylemek zor. Geldiği seviye ve kariyeri düşünüldüğünde Türkiye’de ondan beklenti sadece oyuna katkı vermesi değil, çift haneli gol ve asist sayılarına ulaşmasıydı. Geçtiğimiz sezonu 7 gol ve 9 asistle tamamladı. Bu sezon ise 9 maçta süre almasına rağmen henüz skora katkı sağlayamadı.
Bence asıl problem sadece gol ve asist üretememesi değil. Oyuna olan katkısı da son haftalarda giderek düşüyor. Birebirlerde hâlâ tehdit oluşturabiliyor ancak çalım denemelerinde yaptığı top kayıpları ve karar verme tarafındaki dalgalanmalar hücumların akışını zaman zaman bozuyor. Özellikle Sporting maçında kaçırdığı net pozisyon da Sané’ye yönelik eleştirileri artıran anlardan biri oldu.
Sané’nin kariyeri ve bireysel kalitesi düşünüldüğünde bu gidişatı tersine çevirebilecek seviyede bir oyuncu olduğunu biliyoruz. Ancak sezonun şu ana kadarki bölümünde hem skor katkısının olmaması hem de oyun içindeki etkisinin azalması nedeniyle Sané’ye -%3 veriyorum. Şu anki görüntü olumsuz olsa da sezon ilerledikçe yeniden yükselişe geçme ihtimali hâlâ var.

Orkun Kökçü
Orkun Kökçü’yü yükselenler tarafına koymamın sebebi bu sezon istatistiklerinde çok büyük bir sıçrama yapmış olması değil. Geçtiğimiz sezon da Beşiktaş’ın en önemli oyuncularından biriydi ve ligi 8 gol, 8 asistle tamamladı. Bu sezon ise ligde 7 maçta 2 gol ve 2 asist üretmiş durumda. 19 kilit pas ve %88 pas isabeti de Orkun’un hücumdaki üretiminin devam ettiğini gösteriyor.
Bence bu sezon fark yaratan nokta Orkun’un takım içindeki ağırlığının daha da artması. Beşiktaş geçen sezona göre daha yarışmacı bir görüntü verirken Orkun da bu takımın hem kaptanı hem de oyun liderlerinden biri haline gelmiş durumda. Geriden oyun kurulumunda top isteyen, hücumun yönünü değiştiren ve son bölgede kilit pas arayan oyuncu yine Orkun. Özellikle 90 dakikada 2.92 kilit pas üretmesi, topun Beşiktaş hücumunda ne kadar sık onun üzerinden geçtiğini gösteriyor.
Geçen sezonki performansı zaten iyi olduğu için Orkun’a çok yüksek bir artış vermek doğru olmaz. Ancak takımın daha yarışmacı hale gelmesi, kaptanlık rolü ve oyundaki sorumluluğunun artması bence değerini yukarı çekiyor. Bu yüzden Orkun için %3 yükseliş şu an daha doğru geliyor.

Vinicius Junior
Vinícius bu sezon Real Madrid’de hâlâ hücumun en önemli oyuncularından biri ancak geçtiğimiz sezonlara göre etkisinin belirgin şekilde düştüğünü düşünüyorum. La Liga’da 8 maçta 1 gol ve 3 asist üretti. Geçen sezon 90 dakikada 0.51 gol atan Vini’nin bu sezon 0.15’e gerilemesi, şut sayısı düşmemesine rağmen bitiricilik tarafında ciddi bir gerileme olduğunu gösteriyor. Başarılı dripling sayısının da 90 dakikada 2.77’den 2.15’e düşmesi, en güçlü olduğu alanlardan birinde bile eski seviyesinin altında kaldığını gösteriyor.
Vini’nin düşüşü sadece istatistiklerden ibaret değil. Son dönemde oyuncunun etrafındaki algı da ciddi şekilde değişti. Brezilya’da ve sosyal medyada gerçek Vinícius’un ortadan kaybolduğu, yerine başka birinin geçtiği hatta uzaylılar tarafından kaçırıldığı gibi uç komplo teorilerinin bile bu kadar yayılması, performans düşüşünün ne kadar dikkat çektiğini gösteriyor. Bunların tabii ki gerçek bir dayanağı yok ancak bu kadar fazla gündemin oyuncu üzerindeki baskıyı artırmış olması mümkün.
Yaratıcılık tarafında hâlâ etkili olsa da Vini’yi kendi standartlarına göre değerlendirdiğimizde net bir düşüş var. Bu yüzden -%6 bence doğru.

Franculino Dju
Franculino, transfer döneminin kapanmasına kısa bir süre kala fırsat transferi olarak Trabzonspor kadrosuna katıldı. Onuachu’nun formunun düşmesiyle birlikte bulduğu forma şansını şu ana kadar oldukça iyi değerlendirdi. Thomas Reis’in takımın başına geçmesinden sonra oynanan iki maçta 1 gol ve 1 asist üretti.
Franculino skor katkısının yanında hücumdaki hareketliliğiyle de fark yaratan bir oyuncu. Özellikle Salah’ın varlığında daha mobil bir forvet profiline ihtiyaç duyan Trabzonspor’a önemli bir çözüm oldu. Hücumun neredeyse her bölgesinde rol alabilmesi Franculino’yu öne çıkarıyor. Atletik özelliklerinin üst düzey olması da onu özellikle geçiş hücumlarında oldukça tehlikeli bir oyuncu haline getiriyor.
Trabzonspor kariyerine yaptığı başlangıcı olumlu buluyorum. Ancak henüz takıma yeni alışıyor ve önümüzdeki dönemde rolünün daha da büyüyebileceğini düşünüyorum. Bu yüzden Franculino’ya şu aşamada çok yüksek bir oran vermek yerine borsamızda %2 yükseliş veriyorum.

Kerem Aktürkoğlu
Kerem Aktürkoğlu aslında geçtiğimiz sezon da beklentileri tam olarak karşılayamamıştı. Tüm kulvarlarda 15 gol ve 10 asist üretmesine rağmen oyun içindeki etkisi nedeniyle zaman zaman eleştiri oklarının hedefi haline gelmişti. Bu kadar yüksek skor katkısı verdiği bir sezonda bile eleştirilen Kerem, bu sezona çok daha formsuz başladı. 12 maçta henüz golle tanışamazken 4 asist yaptı. Gol pozisyonlarına girme konusunda hâlâ iyi işler yapsa da bu pozisyonları değerlendirme konusunda şu ana kadar oldukça başarısız.
Skor katkısındaki düşüşün yanında oyun içindeki etkisinin de azaldığını düşünüyorum. Özellikle yaptığı top kayıpları Fenerbahçe adına zaman zaman ciddi problemlere yol açabiliyor. Bu sezon ligde 50 kez top kaybetmiş olması da bunu destekleyen önemli bir veri. Özellikle kendi yarı alanında yaptığı kayıplar, rakiplerin Fenerbahçe savunmasını dengesiz yakalamasına ve doğrudan gol pozisyonlarına girmesine neden olabiliyor.
Kerem Aktürkoğlu’nun Sporun Dili borsasında yalnızca %3 düşmesinin sebebi ise geçtiğimiz sezonu zaten çok yüksek bir seviyede bitirmemiş olması. Geçen sezon başlayan düşüşün bu sezon daha da belirgin hale geldiğini düşünüyorum. Bu gidişatı tersine çevirmek için özellikle bitiricilik ve top kullanımı tarafında yeniden daha verimli hale gelmesi gerekiyor.

Kelechi Iheanacho
Kelechi Iheanacho, Bursaspor’a geldiğinde kariyeri ve geçmişi nedeniyle zaten beklentinin yüksek olduğu bir oyuncuydu. Ancak sezonun ilk bölümünde bu beklentinin de üzerine çıktığını söylemek mümkün. Ligde oynadığı 9 maçta 12 gol ve 2 asist üreten Kelechi, gol krallığı yarışının da zirvesinde. Özellikle ilk 9 lig maçının tamamında gol atması, ne kadar formda olduğunu gösteren en önemli detaylardan biri.
Kelechi’yi öne çıkaran taraf sadece gol sayısı değil. Ceza sahasında doğru pozisyon alması, bitiriciliği ve fizik gücüyle bu seviyede ciddi fark yaratıyor. Kariyerinin önemli bölümünü Premier League seviyesinde geçirmiş bir oyuncunun 1. Lig’de fark yaratması sürpriz değil ancak son yıllardaki düşüşünden sonra yeniden bu kadar belirleyici bir oyuncuya dönüşmesi bence önemli.
Bursaspor gibi büyük bir camianın yeniden Süper Lig’e dönme hedefinde Kelechi’nin rolü de performansını daha değerli hale getiriyor. Sadece bireysel olarak iyi bir sezon geçirmekten çok, takımını yeniden üst lige taşıyabilecek oyunculardan biri haline gelmiş durumda. Bu yüzden Kelechi, Sporun Dili borsasında %5 yükselişle kendisine yer buluyor.

Florian Wirtz
Florian Wirtz’in düşüşü aslında bu sezon başlamadı. Leverkusen’de oyunun merkezinde yer alan ve sürekli skor katkısı veren Wirtz, Liverpool’a geldikten sonra aynı seviyeyi gösteremedi. Geçtiğimiz sezon ligde 5 gol ve 3 asistte kalması, kendisine ödenen bonservis ve oluşan beklenti düşünüldüğünde yeterli değildi. Özellikle skor katkısındaki bu düşüş, Wirtz’in Liverpool’daki etkisinin sorgulanmasına neden oldu.
Wirtz’in Premier Lig’in temposuna ve fiziksel yapısına ayak uydurmakta zorlandığını söylemek çok yanlış olmaz. Özellikle temasın ve baskının arttığı lig maçlarında kendi oyununu sahaya yansıtmakta zaman zaman zorlanıyor. Liverpool onu kaleye daha yakın kullanmaya çalışsa da bu değişiklik henüz skor katkısına istediği şekilde yansımadı. Wirtz’in bireysel formsuzluğunun yanında Liverpool’un takım olarak düşüşe geçmesi de Alman oyuncunun performansını olumsuz etkiledi. İsim isim bakıldığında oldukça kaliteli görünen kadronun takım olmakta yaşadığı sıkıntılar, Wirtz’in de işini zorlaştırıyor.
Bu sezon henüz golle tanışamamış olması da sezona çok iyi başlamadığını gösteriyor. Wirtz’in Sporun Dili borsasında yalnızca %2 düşmesinin sebebi, asıl büyük düşüşünü geçtiğimiz sezon yaşamış olması. Sahip olduğu yetenek sayesinde bu durumu her an tersine çevirebilir ancak şu an için görüntü olumlu değil.

Raphinha
Raphinha sezonun ilk bölümünde Barcelona’nın en formda oyuncularından biri haline geldi. La Liga’da oynadığı 7 maçta 12 gol ve 3 asist üreten Brezilyalı oyuncu, 19 şutta 12 gol buldu. 46 dakikada bir gol atıyor olması da sezon başlangıcındaki formunun ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.
Bence Raphinha’nın bu yükselişindeki en önemli sebeplerden biri rolünün değişmesi. Artık sadece çizgide oynayan bir kanat oyuncusu değil. Santrfor olarak kullanıldığı dakikalarda da sabit bir 9 numara gibi oynamıyor; kanatlara ve hatlar arasına çıkarak oyuna katılıyor, ardından ceza sahasına yaptığı koşularla yeniden gol pozisyonlarına giriyor. Bu hareketlilik hem savunmaların onu takip etmesini zorlaştırıyor hem de ceza sahasında daha fazla topla buluşmasını sağlıyor. Topsuz oyundaki çalışkanlığı, ön alan baskısına verdiği katkı ve savunma arkasına yaptığı koşular da Raphinha’yı Barcelona için çok değerli bir oyuncu haline getiriyor.
Geçtiğimiz sezon sakatlıklar nedeniyle istediği kadar düzenli süre alamayan Raphinha, bu sezona çok güçlü bir başlangıç yaptı. Hem daha fazla süre alması hem de skor katkısını ciddi şekilde artırması nedeniyle Sporun Dili borsasında %7 yükselişle kendisine yer buluyor.

Julian Alvarez
Julian Alvarez’in düşüşü, futbol seviyesinin düşmesinden ziyade mental olarak bir düşüş diyebiliriz. Yaz transfer döneminde Barcelona’ya transfer olmak istediğini Atletico yönetimine ileten Alvarez, bu isteğine bir karşılık bulamadı. Yönetimin kararı ile takımda tutulan Arjantinli oyuncu, takımda kalmak istemediğini davranışlarıyla da gösterdi. Her şeye rağmen takımda kalan Alvarez, yavaş yavaş forma giymeye başlasa da henüz futbola konsantre gibi gözükmüyor.
Aslında Álvarez kendisini tamamen futbola verdiğinde ne kadar kaliteli bir oyuncu olduğunu daha önce birçok kez gösterdi. Atlético’daki ilk sezonunda ligde 17 gol atmış, geçtiğimiz sezon da tüm kulvarlarda 20 gole ulaşmıştı. Sadece ceza sahasında bekleyen bir santrfor olmaması, geriye gelip oyuna katılması, pres gücü ve savunma arkasına yaptığı koşular onu çok değerli bir oyuncu haline getiriyor. Bu özellikleri Simeone’nin 4-4-2’sine de oldukça uygun. İkinci forvet gibi hareket edip santrforun etrafında serbest oynayabilmesi, hem orta saha ile hücum arasındaki bağlantıyı kurmasını hem de ceza sahasına geç koşular yapmasını sağlıyor. Bu yüzden doğru rolde kullanıldığında Atlético hücumunun en önemli oyuncularından biri olabilecek profile hâlâ sahip.
Bu sezon ligde henüz golle tanışamamış olması ve ilk 11’deki yerini kaybetmesi düşüşün devam ettiğini gösteriyor. Buna rağmen Álvarez’in kalitesi nedeniyle bu durumu kısa sürede tersine çevirebileceğini düşünüyorum. Zaten geçmiş sezonlarda bunu yapabilecek seviyede olduğunu gösterdi. Sporun Dili borsasında %4 düşüş vermemin sebebi de bu: şu anki görüntü olumsuz ancak yeteneği ve Simeone’nin sistemine olan uygunluğu düşünüldüğünde yeniden yükselmesi şaşırtıcı olmaz.

Konstantinos Tzolakis
Tzolakis, Hull City’nin sezonun ilk bölümünde en fazla öne çıkan oyuncularından biri oldu. Premier League’de oynadığı 6 maçın 3’ünde kalesini gole kapatan Yunan kaleci, %76.9 kurtarış yüzdesiyle de oldukça iyi bir başlangıç yaptı. Özellikle ilk üç lig maçında gol yememesi, Premier League’e ne kadar hızlı adapte olduğunu gösteriyor.
Tzolakis’in performansını değerli yapan şeylerden biri de oynadığı takımın yapısı. Hull City’nin sezon boyunca çok fazla baskı yiyeceği ve rakiplerine pozisyon vereceği zaten tahmin ediliyordu. Buna rağmen Tzolakis şu ana kadar yaptığı kurtarışlarla takımını birçok kez oyunun içinde tuttu. Refleksleri, bire birlerdeki başarısı ve ceza sahasındaki fiziksel varlığı onu Hull City için önemli bir oyuncu haline getiriyor.
Olympiacos’ta da kaliteli bir kaleci olduğunu göstermişti ancak Premier League’e gelip daha fazla şut gördüğü bir ortamda aynı seviyeyi devam ettirmesi bence değerini ciddi şekilde artırdı. Hull City’nin ligde kalma yarışında Tzolakis’in performansı belirleyici olabilir. Sezon başlangıcındaki görüntüsü nedeniyle Sporun Dili borsasında %5 yükselişle kendisine yer buluyor.


Bir Cevap Yazın